İletişim Site Haritası Ana Sayfa
Eğitim Koşullarımız
Kurucular
Eğitmenlerimiz
Başarılarımız
Kayıt Bilgilerimiz
Yayınlarımız
Rehberlik
Online ÖSS Deneme Sınavı
ÖSS Puan Hesaplama
Faydalı Linkler
 
       
  Öğr. No
  Şİfre
 
Milli Eğitim Bakanlığı
 
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi

REHBERLİK

Rehberlik > Aileler İçin > Ana-Baba Olma Sanatı
     
     
 

ANA-BABA OLMA SANATI

Çocuğunuza Nasıl yaklaşıyorsunuz?

Dünya üzerindeki hiçbir çocuk bir diğerine benzememektedir. Hatta ikiz kardeşler bile dış görünüş olarak aynı olsalar bile farklı karakter yapılarına sahiptirler.

Bu sebeple, çocuklara davranırken uygulayabileceğimiz bir şablon yoktur. Bu anlamda ideal bir ebeveyn modelini tam olarak çizmemiz teorik olarak imkansızdır. Ancak belli başlı olumlu davranış ve yaklaşımlardan söz edebiliriz.

Aşağıda ailelerin bazı yaklaşımlarından söz edilmektedir.

Disiplinin Fazla Uygulandığı Aileler

Bu tür ailelerde ebeveynler, çocukları her konuda istedikleri gibi yönlendirmek isterler. "Uslu olursan seni severim." gibi ifadeler kullanılır. Çocuktan bütün kurallara kayıtsız şartsız uyması, anne babanın istemediği hiçbir davranışı yapmaması buna karşın anne babanın istediği her davranışı yerine getirmesi beklenir. Ebeveynler çocuklarının hangi okullara gitmesi gerektiğine, çocuklarının hangi mesleği yapabileceğine yada yapması gerektiğine kendileri karar verirler. Çocukları için en iyi olan şeyleri en iyi onlar bilmektedir ve çocuk dahil herkes bunu kabul etmelidir. Kim zaman ergenlik çağındaki bir çocuğun bile ne giyeceğine kadar karışıp kendileri seçebilirler. Bunun sonucu;

  • Çocuklar dıştan denetimli olurlar. Sürekli kendilerine ne yapacaklarının
    söylenmesini beklerler.
  • Büyüyünce, aileden sonra , başkalarının (İşveren, eş vb.) boyunduruğu altına
    girerler. Çünkü sevilmek için karşı tarafın her dediğinin yapılması gerektiğine
    inanmışlardır.
  • Onların ne düşündüğünün değil, karşı tarafın isteklerinin daha önemli olduğunu
    öğrenirler. Dolayısıyla kendilerini değersiz hissedebilirler.
  • Utangaç ve bağımlı olabilirler.
  • Çekingen ve içekapanık olabilirler.
  • Çocuklar bu fazla disipline karşıt tepki geliştirip aşırı saldırganlaşabilirler.
  • Sürekli başkalarının istediklerini yaptıklarından, kendi yaratıcılıkları körelebilir.

Aşırı Hoşgörülü Aileler

Bazı ebeveynler kendi çocukluklarında aşırı baskılı bir aile ortamında büyüdüklerinden veya çocuklarının her imkandan yararlanmasını istediklerinden çocuklarına aşırı hoşgörü ile yaklaşabilmektedirler. Bazen de bu durum anne babanın çocuğa fazla vakit ayıramadığı için duyduğu suçluluktan veya ilgisizlikten de ortaya çıkabilir.

Bu ebeveynler, çocuklarına her istediklerini alırlar, yaşına önem vermeden eve geliş-gidiş saatlerini çocuğun isteğine bırakırlar. Bütün istediklerini onaylarlar, parasını nerelere harcadığı hususunda karışmazlar.

 

Bu ailelerin çocukları;

  • Büyüdüklerinde de her istediklerinin olmasını isterler, oysa hayat hepimize her
    istediğimizi vermemektedir.
  • Hoşgörüsüz olabilirler.
  • Paylaşımcı olmayabilirler.
  • Benmerkezli, bencil yapıda olurlar. En önemli olan şey onlar ve onların ne
    düşündüğüdür.

Aşırı Koruyucu Aileler

Çocuğunun yapabileceği işleri dahi kendisi yapar. Dersleriyle aşırı ilgilidir, dersleri birlikte yaparlar, bunun da ötesinde çocuğunun bazı derslerini veliler yaparlar. Ne kadar yiyeceği,kaç saat uyuyacağı konusunda aşırı dikkatlidirler. Başarıları göklere çıkarılır, başarısızlıkları örtbas edilir. Arkadaşları, onların aileleri en ince ayrıntısına kadar tek tek araştırılır. Dış tehlikelere karşı ebeveynler her an tetiktedirler. "Sana değil, çevreye güvenmiyorum." Sözleri siper edilerek çocukların sosyal faaliyetlerine başlarına her an bir şey gelebileceği korkusuyla izin verilmez.

Bu ailelerin çocukları;

İleride en ufak kararları bile tek başlarına almak istemezler.
Sürekli birilerinin desteğini beklerler. Tek başlarına yollarına devam
edemezler.
Sosyalleşemeyebilirler. Çünkü dış dünyaya karşı hep korkutulmuş ve
korunmuşlardır.
Kendi işlerini kendileri yapamayabilirler.

Kararsız ve Dengesiz Aileler

Kurallar ve yaptırımları tam olarak belli değildir, değişkendir. Anne ve baba aynı olay karşısında farklı tutumlar içerisine girebilirler. Örneğin biri çocuk eve geç geldiği için uyarılması gerektiğini düşünürken, diğeri buna gerek olmadığını ifade edebilir.
Başka bir durum da ebeveynin kendi içerisinde kararsız olmasıdır. Örneğin gence 22.00' a kadar izin verir fakat genç 22.00 ' da geldiğinde ona "Nerede kaldın?" diye çıkışabilir. Ya da bir şeye bugün izin verirken yarın farklı düşünüp izin vermeyebilir. ( Burada çocuğun olumsuz davranışı söz konusu olmadan değişiklikler yapılır.)

Böyle ailelerde yetişen çocuklar;

  • Kendileri de kararsız olabilirler.
  • Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna bir türlü karar veremezler.
  • Dengesiz bir kişilik geliştirebilirler.
  • Doğru olanı yaptıklarından ya emin olamazlar, ya da çok zor emin olan bireyler
    olabilirler.

İlgisiz Aileler

Çocuğun başarıları, neler yaptığı ile ilgilenmezler. Arkadaşlarına önem vermezler. Çocuklarıyla zaman geçirmezler.

Bu ailelerin çocukları;

  • Kendilerini yalnız ve itilmiş hissedebilirler.
  • Kendilerine ilgi gösterdiği için uygun olmayan arkadaşlar edinebilirler.
  • Kendileri de sevgilerini başkalarına göstermekte yeteneksizdirler.
  • Benlik algıları ve özsaygıları düşük olabilir.
  • İlgi çekmek için kötü alışkanlıklara ve suça yönelebilirler.

Demokratik Yapıdaki Aileler

Çocuklarına seçme şansı verir, kendilerini ifade edebilmelerini sağlarlar. Çocuk ne yaparsa yapsın, koşulsuz sevildiğini bilir. Her şey demokratik bir yapı içerisinde gerçekleşir.

Bu tür ailelerin çocukları;

  • Özsaygıları yüksektir.
  • Daha başarılıdırlar çünkü denemekten korkmazlar.
  • Problemlerine kendi başlarına çözüm üretebilirler.
  • Bağımsız bir birey olarak ayakta kalabilirler. Kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilecek güce sahiptirler.
  • İletişimleri iyidir, kendilerini ifade edebilme yetenekleri vardır ve sosyaldirler.
  • Yeni şeyleri denerken daha az kaygı yaşarlar.

Görüldüğü gibi çocuklarımıza nasıl davrandığımız onların nasıl bireyler olacağı yönünde önemli etkilere sahiptirler.

Peki evde ve kendimizde ne gibi düzenlemeler ve değişiklikler yapmalıyız ki daha iyi bir ortam sağlayabilelim çocuklarımıza.

Kuralları Belirleyelim!

Bir evde kuralların ve sorumlulukların belli olması çocuğun kendi üzerine neler düştüğünü bilmesi, hangi davranışları yapmaması gerektiği ve yapıldığı takdirde hangi yaptırımlarla karşılaşacağı hakkında bilgi sahibi olması, adımlarını bilerek atmasını sağlar ve çocuk tahmin etmediği şeylerle karşılaşmaz.

Bu kurallar her konuda belirgin olmalıdır. Eve kaçta gelineceği, akşam hangi sorumlulukların yerine getirileceği vb. belli olmalıdır.

Kurallar konusunda anne baba ortak karar vermelidir. Birinin "Yapabilirsin" dediğine diğeri "Yapma" derse, bu otorite boşluğuna ve çocuğun diğer ebeveyne sürekli sığınmasına sebep olur.

Çocuğunuz dersleri ve gireceği sınav yüzünden stres içerisinde olabilir ancak bu evin kurallarına uymayacağı anlamına gelmez. Belki evdeki bazı sorumlulukları hafifletilebilir.

Kurallara uyulmadığında belirlenen yaptırım ne ise o uygulanmalıdır. Bu ilk 2 -3 seferinde uyarma, daha sonra yaptırım uygulama şeklinde olabilir.

Davranışına Uygun Yaptırım Uygulayın!

Hepimiz davranışlarımızın sorumluluğunu almalıyız. Buna çocuğunuz da dahildir. Örneğin, çocuğunuz sizden habersiz okula gitmediyse buna uygun bir yaptırım uygulanmalıdır. Bu yaptırım hafta sonu bir gün dışarı çıkmama olabilir ancak 5 gün dışarı çıkmama olamaz. Bu yaptırım davranışa karşılık gelecek olandan çok daha ağırdır. Gerçekçi yaptırımlar belirleyin. Çok ağır ve uygulayamayacağınız şeyleri uygulamaya kalkmayın.

Disiplin Nedir?

Disiplin, çocuğunuzun edinmesini istediğiniz, bazı ahlaki, toplumsal ve kişisel özellikler için belirlediğiniz uyulması gereken kurallar bütünüdür.

Disiplinin amacı çocuğumuza iyi ve doğruyu gösterip sevdirmektir.
Disiplin kendi istediğiniz davranışları zorla çocuğunuza yaptırmanız değildir!
Özdenetim kazandırmayı hedefler, dıştan denetimli ve ebeveyne bağımlı olmayı değil.

Şiddet Uygulamayın!

Her ne sebeple olursa olsun, çocuğunuza şiddet uygulamayın.

Şiddet sadece çocuğu dövmekle olmaz, yaptığı bir hata yüzünden ona olan sevginizi esirgemeniz, küsüp konuşmamanız da bir çeşit şiddettir.

 

 

 

İsim Takmayın!

Çocuğunuza onun hoşlanmayacağı isimler takmayın. Belki siz onu "Kuzucuk" diye çağırmaktan hoşlanıyor olabilirsiniz ama o artık 2,5 yaşında değil ve kendisine nasıl seslenilmesin! istiyorsa bunu seçme hakkına sahip. Siz böyle çağırdığınız zaman kendini bebek gibi hissediyor veya sizin onun büyüdüğünü fark etmediğinizi zannediyor olabilir.

Aynı şey olumsuz sıfatlar için de geçerlidir. Odasını toplamayan çocuğa "Tembel!", uyumayı sevene "Uyuşuk!", kırık not getirene "Aptal!" diye hitap etmek, çocuğunuzun böyle özelliği yoksa bile, bunu benimsemesine "Nasılsa annem/ babam beni böyle görüyor" diyerek bu şeklide davranmasına sebep olabilir.

Hiç Kimse Mükemmel Değildir!

Hatta siz bile! Her çocuk bütün derslerden 5 alamaz, bütün sınavları kazanamaz, çok hızlı koşamıyor olabilir ama bu hiçbir şeyi iyi yapmadığı anlamına gelmez.

Çocuklarınızdan her şeyde iyi olmalarını beklemeyin. Çünkü onların da belli kapasiteleri vardır ve her şeyi mükemmel yapamazlar. Tıpkı bizim her konuda mükemmel olamadığımız gibi.

Öfkenize Yenik Düşmeyin

Çocuğunuz yakında sınava girecek ve sürekli TV seyrediyor, uyanıyorsunuz, "Ders çalış" diyorsunuz fakat bir türlü dinlemiyor. En son seferinde yine duymazlıktan geldi.

Öfkeye kapılıp çocuğunuza bağırmaktan, isim takmaktan sonradan pişman olacağınız sözler sarf etmekten ve cezalar vermekten uzak durun.

Eğer tartışıyorsanız, çok öfkelendiğinizi belirtin ve sakinleşmek için yalnız kalmak istediğinizi söyleyin. Sakinleşince durumu tekrar gözden geçirin. O sizi çok sinirlendiren olayın aslında o kadar da büyük olmadığını göreceksiniz ve daha mantıklı çözümler üretebileceksiniz. Unutmayın; sizin davranışlarınız çocuğunuza örnek oluşturmaktadır.

Koşulsuz Sevgi Gösterin

Her ne yapmış ya da yapıyor olursa olsun o sizin çocuğunuz. Çocuğunuza onu çok sevdiğinizi ve ne yaparsa yapsın daima yanında olduğunuzu hissettirin.

Yaptırım uyguladığınız onun hatalı davranışıdır, kişiliği değil; bunu çocuğunuzun hissetmesini sağlamalısınız.

Siz ona köstek olmak, her yapmak istediğini engellemek için değil, onu yaptığı iyi şeylerde desteklemek ve daima yanında olmak için varsınız.

 

Başkalarıyla Kıyaslamayın

"Bak gördün mü? Ayten Hn. 'm oğlu deneme sınavında birinci olmuş! Ya sen? Sen yüksek bir puan bile alamadın." gibi kıyaslardan özellikle kaçının.

Aile içerisindeki kardeşleri de birbirleri ile kıyaslamayın. Özellikle ders notları her şey demek değildir, bugün zayıf aldıysa, yarın yüksek bir not alma şansı her zaman vardır.

Çocuğunuzun tek rakibi vardır, o da kendisi. Eğer bugün, dünden daha büyük bir başarı içerisindeyse, bunu büyük bir sevinçle destekleyin ki, yarın çocuğunuz daha do büyük başarılara imzasını atabilsin.

Çocuğunuzu Dinleyin

Derslerini, arkadaşlarını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini, umutlarını, hayallerini dinleyin.

Onu dinlerken, sadece onunla meşgul olduğunuzu hissettirin. Başka herhangi bir şeyle uğraşmayın. Söz kontağı kurarak dinleyin ve kendini istediği kadar ifade etmesine olanak sağlayın.

Sadece dinleyerek, aranızdaki yakınlığın arttığını göreceksiniz.

Özellikle de stres yaşadığı bu dönemde çocuğunuzun birileri tarafından dinlenmeye normalden daha fazla ihtiyacı olacaktır.

Etkili İletişim Kullanın

  • Çocuğunuzla konuşurken;
  • Sürekli öğüt vermekten
  • Emir vermekten
  • Anlattıkları ve sorunlarıyla alay etmekten, hafife almaktan
  • Nutuk çekmekten
  • Ahlak dersi vermekten
  • Tehdit etmekten
  • Onun yerine çözümler bulmaktan
  • Suçlama ve eleştiri getirmekten
  • Sürekli övmekten
  • Ya da hemen tanı koyup etiketlemekten
  • Sürekli sorular yöneltmekten
  • "Aldırma!"," Boş ver!" gibi sözler sarf etmekten kaçının.

Çocuğunuzun yaptığı bir davranışa kızdığınız zaman bunu ona saldırılar yönelterek çözümleyemezsiniz. Saldırı sadece karşı tarafın savunmaya geçmesine sebep olur. Bunun yerine; sizi kızdıran olayı, sizin üzerinizdeki somut etkisini ve duygularınızı ona ifade edin.

Örneğin; "Müziğin sesini kıs dedim sana!!" diye bağırmak yerine "Müziğin sesi çok açık olduğu zaman başım ağrıyor ve bu da beni kızdırıyor."

Size bir şeyler anlattığı zaman, onu dinleyin ve uygun iletiler göndererek, devam etmesi için teşvik edin "Anlıyorum" "Hı, hı" gibi ifadeleri kullanın.

Size söylediklerini ona geri yansıtın, hem doğru algılayıp algılamadığınızı fark edersiniz, - Çünkü kimi zaman yanlış algılayabiliriz.- hem de çocuğunuz dinlenildiğini hisseder.

Bırakın, Yapsın!

İletişim kurarken kendi çözüm önerilerinizi çocuğunuza kabul ettirmeye çalışmak yerine, sorunlarına kendisinin çözümler bulabilmesi için onu her açıdan teşvik edin. Ve bırakın karar verdiği çözümü uygulasın.

Amacınız bağımsız ve yaratıcı bireyler yetiştirmek olmalıdır. Her zaman onların yanında olamayız. Kendi başlarına ayakta durmayı öğrenmeliler ki; daha sonra zorluk çekmesinler.

Yalan Söylemeyin

Söylediğiniz yalan bir gün mutlaka ortaya çıkacaktır. Bu da çocuğunuzun en güvendiği insanlara yani siz ebeveynlerin olan güvenini sarsacaktır. Onu size ve hayata karşı küstürecektir. Bu yüzden her ne sebeple olursa olsun geçmişle, bugünle, kişiliğinizle vb. ilgili yalan söylemeyin ve yalan vaadlerde bulunmayın. " Okul bitince sana alacağım." Gibi yapılmayacak hayali vaadlerden kaçının. Bu hem çocuğu hayal kırıklığına uğratır hem de her başarısında hediye bekleyen bir kimse haline gelmesine yol açar.

Çocuğunuzla Savaşmayın!

Herhangi bir olay karşısında, çocuğunuzla inatlaşmaym. Bu hiçbir kavgada galip olmanıza yol açmaz. Kısa vadede kazanabilirsiniz ancak uzun vadede kaybedersiniz. Amacınız; onu kırmak pahasına her istediğinizi yaptırmak olursa, aranızda sağlıklı bir iletişim kalmaz.

Örneğin; sürekli olarak "Dersine git, ders çalış, ders çalış..." dediğiniz halde çocuğunuz sizi dinlemiyor diyelim. Siz de son olarak ona bağırıyor ve zorla derse yolluyorsunuz. Evet, bu savaşı siz kazandınız. O kaybetti. Ama hem odasına gittiğinde büyük bir ihtimalle ders çalışmayacak hem de size karşı olan duygularında sanki onun düşmanıymışsınız gibi öfkelenecektir.

Bunu yapmak yerine etkili iletişim kullanın, durumu, sizde yarattığı etkiyi ve duygularınızı ona ifade edin. Sonuçta, siz onun için endişeleniyor ve onun iyiliğini istiyorsunuz.

Birbirinize karşı taraflar olmadığınızı, aynı tarafta olduğunuzu hissettirin ve onu da, sizi de mutlu edebilecek ortak kararlar alabilmek için harekete geçin;

  • Durumu ifade edin,
  • Fikrini sorun. "Sence her ikimizi de mutlu edecek, nasıl bir çözüm bulabiliriz?"
  • Fikirlerini küçümsemeyin ve daha yaratıcı fikirler için destekleyin
  • Birlikte tüm önerilerin olumlu ve olumsuz yanlarını tartışın
  • Birlikte karar verin
  • Birlikte uygulayın

Çocuğunuzun Sizin Duygu ve Düşüncelerinizi Bildiğini Varsaymayın

Çoğu zaman, karşımızdaki ile iletişime girdiğimizde bu hataya düşeriz. Kırgınlığımızı veya diğer duygularımızı karşı tarafın bildiğini VARSAYARIZ! Oysa iletişimin en doğru yolu, duygularınızı ve düşüncelerinizi olduğu gibi açıkça ifade etmektir. Neler oldu, ne hissettiniz? Sizin çok kızdığınız bir şeyi karşı taraf fark etmemiş olabilir. Unutmayalım; olaylar karşısında hepimiz farklı şeyler düşünürüz.

Oyuncağı bozulan bir çocuk için bu, dünyadaki en kötü olaydır. Sizin içinse o kadar önemli olmayabilir.

Bu yüzden her durumda çocuğumuza da kendimizi ifade etmeliyiz. Duygularımızı söylemeliyiz. Anne babalar da üzgün, kırgın, yorgun olabilirler. Mühim olan bunu uygun bir dille ifade etmektir. Ayrıca sizin de kendisi gibi olduğunuzu gören çocuğunuz size daha çok yaklaşacaktır.

"Ama Neden? Neden? " Sorularının Bir Cevabı Olmalı

Hiçbir kuralın sebebi " Çünkü ben öyle istiyorum." veya "İste! Öyle olması gerekiyor." olamaz. Size hiç istemediğiniz bir şeyi yaptırmaya kalkıp, "Ben öyle istiyorum." deseler, herhalde bu duruma itiraz edersiniz.

Çocuklarımızsa ergenlik gibi bir dönemden geçiyorlar. Bu noktada zaten çabuk öfkelenip, isyan ediyorlar. Evdeki her kuralın mutlaka mantıklı bir sebebi vardır ve olmalıdır. Eğer hiçbir nedeni yokmuş gibi görünüyorsa, o kuralı yeniden inceleyin ve gerekiyorsa kaldırın.

Yaptığımı Değil, Dediğimi Yap!

Eski anılarınızı, okuldan nasıl kaçtığınızı, nasıl ders çalışmadığınız halde hep iyi notlar aldığınızı, hatta belki okulda sigara içerken yakalandığınızı, arkadaşlarınıza gülerek anlatırken,, salonu sigaradan duman altı olmuş bir hale getirirken, sinirlenince bir şeyleri atıp kırarken l değil 2 kere düşünmelisiniz.

Çocuğunuz hoşnutlukla anlattığınız anılarınızı duyup etkilenebilir. Unutmayın; çocukların kişilik gelişiminde öğrenmenin bir yolu da "Model alma"dır ve çocuklar Ik önce anne babalarını model alırlar.
Hareketlerinizle de örnek olmaya çalışın.

Kendinize Ait Sorunlarınızı, Çocuğunuza Doğru Bir Şekilde Yansıtmaya Çalışın

Mümkünse çocukların önünde ve yüksek sesle tartışmayın. Sorunlarınızı onlara uygun bir dille anlatın fakat onları da problemin içine çekmemelisiniz. Küçük bir anlaşmazlıkta bile " Aylin gel buraya! Dinle bakalım baban mı haklı ben mi?" şeklinde hakemlik yaptırmak, onu taraf tutmaya zorlamak yanlıştır.

Ancak hiçbir şeyden çocukları haberdar etmemek de yanlıştır. Bu durumda çocuk evdeki gerginliği fark eder ve başka sebepler arayabilir hatta kendinde bir hata olduğunu düşünebilir.

Çocuğum dışarıda ya kötü alışkanlıklar, kötü arkadaşlar edinirse!!

Onunla iyi bir iletişim kurun. Sorunlarını dinleyin, çözümler üretmesini destekleyin. Pek çok şeyi sizinle paylaştıklarını göreceksiniz.

Bu durumda edinilebilecek kötü alışkanlıkları ve arkadaşları fark etmeniz çok çabuk olacaktır.

Ailesinden yeterli sevgi ve ilgiyi gören, sosyal bir çocuk diğer yollara başvurma ihtiyacı hissetmeyecektir.

Sınav Her Şey Değildir!

Sınav çocuğunuz için önemlidir. İyi bir okula giren çocuğunuzun, gelecekte de en iyi üniversitelerden birini kazanması muhtemeldir.

Ancak bu yüzden, onu derslere boğmak, her yere kendiniz götürmek, sürekli "Çalış, çalış, çalış" demek, bunalmasına ve bir süre sonra her şeyi reddetmesine sebep olur.

Sınavı kazanamayabilir. Bu her şeyin sonu demek değildir. Çocuğunuz sınavı kazanamadı diye, hiçbir üniversiteye girmeyecek diye bir şey yoktur. Ayrıca bu başarısız olduğu ve hep de öyle olacağı anlamına gelmemektedir.

Kazansa da kazanmasa da onu hep seveceğinizi çocuğunuza hissettirin.

Bu Hazırlık Sürecinde Bana Düşen Nedir?

Ona anlayışla yaklaşmak

Sürekli aynı şeyleri yinelememek

  • Sabırlı olmak
  • Çalışabileceği rahat ortamı hazırlamak
  • İlgili davranmak fakat aşırı ilgiyle üzerine düşmemek
  • Ne olursa olsun,onu sevdiğinizi göstermek
  • Aldığı kararlara saygı göstermek
  • Her zaman destek olmak
  • İyi bir iletişim içerisinde olmaktır.

 

Kaynakça

  • Dönmezer, İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim. Sistem Yayıncılık İstanbul,1999.
  • Yavuzer, Haluk. Çocuk Psikolojisi.Remzi Kitabevi. İstanbul.
  • Yavuzer, Haluk. Çocuk Eğitimi El Kitabı. Remzi Kitabevi. İstanbul.
  • Yavuzer, Haluk. Ana-Baba ve Çocuk. Remzi Kitabevi. İstanbul.