ANA-BABA
OLMA SANATI
Çocuğunuza Nasıl yaklaşıyorsunuz?
Dünya üzerindeki hiçbir çocuk bir diğerine benzememektedir.
Hatta ikiz kardeşler bile dış görünüş olarak aynı olsalar
bile farklı karakter yapılarına sahiptirler.
Bu sebeple, çocuklara davranırken uygulayabileceğimiz
bir şablon yoktur. Bu anlamda ideal bir ebeveyn modelini
tam olarak çizmemiz teorik olarak imkansızdır. Ancak
belli başlı olumlu davranış ve yaklaşımlardan söz edebiliriz.
Aşağıda ailelerin bazı yaklaşımlarından söz edilmektedir.
Disiplinin Fazla Uygulandığı Aileler
Bu tür ailelerde ebeveynler, çocukları her konuda istedikleri
gibi yönlendirmek isterler. "Uslu olursan seni
severim." gibi ifadeler kullanılır. Çocuktan bütün
kurallara kayıtsız şartsız uyması, anne babanın istemediği
hiçbir davranışı yapmaması buna karşın anne babanın
istediği her davranışı yerine getirmesi beklenir. Ebeveynler
çocuklarının hangi okullara gitmesi gerektiğine, çocuklarının
hangi mesleği yapabileceğine yada yapması gerektiğine
kendileri karar verirler. Çocukları için en iyi olan
şeyleri en iyi onlar bilmektedir ve çocuk dahil herkes
bunu kabul etmelidir. Kim zaman ergenlik çağındaki bir
çocuğun bile ne giyeceğine kadar karışıp kendileri seçebilirler.
Bunun sonucu;
- Çocuklar dıştan denetimli olurlar. Sürekli kendilerine
ne yapacaklarının
söylenmesini beklerler.
- Büyüyünce, aileden sonra , başkalarının (İşveren,
eş vb.) boyunduruğu altına
girerler. Çünkü sevilmek için karşı tarafın her dediğinin
yapılması gerektiğine
inanmışlardır.
- Onların ne düşündüğünün değil, karşı tarafın isteklerinin
daha önemli olduğunu
öğrenirler. Dolayısıyla kendilerini değersiz hissedebilirler.
- Utangaç ve bağımlı olabilirler.
- Çekingen ve içekapanık olabilirler.
- Çocuklar bu fazla disipline karşıt tepki geliştirip
aşırı saldırganlaşabilirler.
- Sürekli başkalarının istediklerini yaptıklarından,
kendi yaratıcılıkları körelebilir.
Aşırı Hoşgörülü Aileler
Bazı
ebeveynler kendi çocukluklarında aşırı baskılı bir aile
ortamında büyüdüklerinden veya çocuklarının her imkandan
yararlanmasını istediklerinden çocuklarına aşırı hoşgörü
ile yaklaşabilmektedirler. Bazen de bu durum anne babanın
çocuğa fazla vakit ayıramadığı için duyduğu suçluluktan
veya ilgisizlikten de ortaya çıkabilir.
Bu ebeveynler, çocuklarına her istediklerini alırlar,
yaşına önem vermeden eve geliş-gidiş saatlerini çocuğun
isteğine bırakırlar. Bütün istediklerini onaylarlar,
parasını nerelere harcadığı hususunda karışmazlar.
Bu ailelerin çocukları;
- Büyüdüklerinde de her istediklerinin olmasını isterler,
oysa hayat hepimize her
istediğimizi vermemektedir.
- Hoşgörüsüz olabilirler.
- Paylaşımcı olmayabilirler.
- Benmerkezli, bencil yapıda olurlar. En önemli olan
şey onlar ve onların ne
düşündüğüdür.
Aşırı Koruyucu Aileler
Çocuğunun yapabileceği işleri dahi kendisi yapar. Dersleriyle
aşırı ilgilidir, dersleri birlikte yaparlar, bunun da
ötesinde çocuğunun bazı derslerini veliler yaparlar.
Ne kadar yiyeceği,kaç saat uyuyacağı konusunda aşırı
dikkatlidirler. Başarıları göklere çıkarılır, başarısızlıkları
örtbas edilir. Arkadaşları, onların aileleri en ince
ayrıntısına kadar tek tek araştırılır. Dış tehlikelere
karşı ebeveynler her an tetiktedirler. "Sana değil,
çevreye güvenmiyorum." Sözleri siper edilerek çocukların
sosyal faaliyetlerine başlarına her an bir şey gelebileceği
korkusuyla izin verilmez.
Bu ailelerin çocukları;
İleride en ufak kararları bile tek başlarına almak
istemezler.
Sürekli birilerinin desteğini beklerler. Tek başlarına
yollarına devam
edemezler.
Sosyalleşemeyebilirler. Çünkü dış dünyaya karşı hep
korkutulmuş ve
korunmuşlardır.
Kendi işlerini kendileri yapamayabilirler.
Kararsız ve Dengesiz Aileler
Kurallar ve yaptırımları tam olarak belli değildir,
değişkendir. Anne ve baba aynı olay karşısında farklı
tutumlar içerisine girebilirler. Örneğin biri çocuk
eve geç geldiği için uyarılması gerektiğini düşünürken,
diğeri buna gerek olmadığını ifade edebilir.
Başka bir durum da ebeveynin kendi içerisinde kararsız
olmasıdır. Örneğin gence 22.00' a kadar izin verir fakat
genç 22.00 ' da geldiğinde ona "Nerede kaldın?"
diye çıkışabilir. Ya da bir şeye bugün izin verirken
yarın farklı düşünüp izin vermeyebilir. ( Burada çocuğun
olumsuz davranışı söz konusu olmadan değişiklikler yapılır.)
Böyle ailelerde yetişen çocuklar;
- Kendileri de kararsız olabilirler.
- Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna bir türlü karar
veremezler.
- Dengesiz bir kişilik geliştirebilirler.
- Doğru olanı yaptıklarından ya emin olamazlar, ya
da çok zor emin olan bireyler
olabilirler.
İlgisiz Aileler
Çocuğun başarıları, neler yaptığı ile ilgilenmezler.
Arkadaşlarına önem vermezler. Çocuklarıyla zaman geçirmezler.
Bu ailelerin çocukları;
- Kendilerini yalnız ve itilmiş hissedebilirler.
- Kendilerine ilgi gösterdiği için uygun olmayan
arkadaşlar edinebilirler.
- Kendileri de sevgilerini başkalarına göstermekte
yeteneksizdirler.
- Benlik algıları ve özsaygıları düşük olabilir.
- İlgi çekmek için kötü alışkanlıklara ve suça yönelebilirler.
Demokratik Yapıdaki Aileler
Çocuklarına
seçme şansı verir, kendilerini ifade edebilmelerini
sağlarlar. Çocuk ne yaparsa yapsın, koşulsuz sevildiğini
bilir. Her şey demokratik bir yapı içerisinde gerçekleşir.
Bu tür ailelerin çocukları;
- Özsaygıları yüksektir.
- Daha başarılıdırlar çünkü denemekten korkmazlar.
- Problemlerine kendi başlarına çözüm üretebilirler.
- Bağımsız bir birey olarak ayakta kalabilirler.
Kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilecek güce
sahiptirler.
- İletişimleri iyidir, kendilerini ifade edebilme
yetenekleri vardır ve sosyaldirler.
- Yeni şeyleri denerken daha az kaygı yaşarlar.
Görüldüğü gibi çocuklarımıza nasıl davrandığımız onların
nasıl bireyler olacağı yönünde önemli etkilere sahiptirler.
Peki evde ve kendimizde ne gibi düzenlemeler ve değişiklikler
yapmalıyız ki daha iyi bir ortam sağlayabilelim çocuklarımıza.
Kuralları Belirleyelim!
Bir evde kuralların ve sorumlulukların belli olması
çocuğun kendi üzerine neler düştüğünü bilmesi, hangi
davranışları yapmaması gerektiği ve yapıldığı takdirde
hangi yaptırımlarla karşılaşacağı hakkında bilgi sahibi
olması, adımlarını bilerek atmasını sağlar ve çocuk
tahmin etmediği şeylerle karşılaşmaz.
Bu kurallar her konuda belirgin olmalıdır. Eve kaçta
gelineceği, akşam hangi sorumlulukların yerine getirileceği
vb. belli olmalıdır.
Kurallar konusunda anne baba ortak karar vermelidir.
Birinin "Yapabilirsin" dediğine diğeri "Yapma"
derse, bu otorite boşluğuna ve çocuğun diğer ebeveyne
sürekli sığınmasına sebep olur.
Çocuğunuz dersleri ve gireceği sınav yüzünden stres
içerisinde olabilir ancak bu evin kurallarına uymayacağı
anlamına gelmez. Belki evdeki bazı sorumlulukları hafifletilebilir.
Kurallara uyulmadığında belirlenen yaptırım ne ise
o uygulanmalıdır. Bu ilk 2 -3 seferinde uyarma, daha
sonra yaptırım uygulama şeklinde olabilir.
Davranışına Uygun Yaptırım Uygulayın!
Hepimiz davranışlarımızın sorumluluğunu almalıyız.
Buna çocuğunuz da dahildir. Örneğin, çocuğunuz sizden
habersiz okula gitmediyse buna uygun bir yaptırım uygulanmalıdır.
Bu yaptırım hafta sonu bir gün dışarı çıkmama olabilir
ancak 5 gün dışarı çıkmama olamaz. Bu yaptırım davranışa
karşılık gelecek olandan çok daha ağırdır. Gerçekçi
yaptırımlar belirleyin. Çok ağır ve uygulayamayacağınız
şeyleri uygulamaya kalkmayın.
Disiplin Nedir?
Disiplin, çocuğunuzun edinmesini istediğiniz, bazı
ahlaki, toplumsal ve kişisel özellikler için belirlediğiniz
uyulması gereken kurallar bütünüdür.
Disiplinin amacı çocuğumuza iyi ve doğruyu gösterip
sevdirmektir.
Disiplin kendi istediğiniz davranışları zorla çocuğunuza
yaptırmanız değildir!
Özdenetim kazandırmayı hedefler, dıştan denetimli
ve ebeveyne bağımlı olmayı değil.
Şiddet
Uygulamayın!
Her ne sebeple olursa olsun, çocuğunuza şiddet uygulamayın.
Şiddet sadece çocuğu dövmekle olmaz, yaptığı bir hata
yüzünden ona olan sevginizi esirgemeniz, küsüp konuşmamanız
da bir çeşit şiddettir.
İsim Takmayın!
Çocuğunuza onun hoşlanmayacağı isimler takmayın. Belki
siz onu "Kuzucuk" diye çağırmaktan hoşlanıyor
olabilirsiniz ama o artık 2,5 yaşında değil ve kendisine
nasıl seslenilmesin! istiyorsa bunu seçme hakkına sahip.
Siz böyle çağırdığınız zaman kendini bebek gibi hissediyor
veya sizin onun büyüdüğünü fark etmediğinizi zannediyor
olabilir.
Aynı şey olumsuz sıfatlar için de geçerlidir. Odasını
toplamayan çocuğa "Tembel!", uyumayı sevene
"Uyuşuk!", kırık not getirene "Aptal!"
diye hitap etmek, çocuğunuzun böyle özelliği yoksa bile,
bunu benimsemesine "Nasılsa annem/ babam beni böyle
görüyor" diyerek bu şeklide davranmasına sebep
olabilir.
Hiç
Kimse Mükemmel Değildir!
Hatta siz bile! Her çocuk bütün derslerden 5 alamaz,
bütün sınavları kazanamaz, çok hızlı koşamıyor olabilir
ama bu hiçbir şeyi iyi yapmadığı anlamına gelmez.
Çocuklarınızdan her şeyde iyi olmalarını beklemeyin.
Çünkü onların da belli kapasiteleri vardır ve her şeyi
mükemmel yapamazlar. Tıpkı bizim her konuda mükemmel
olamadığımız gibi.
Öfkenize Yenik Düşmeyin
Çocuğunuz
yakında sınava girecek ve sürekli TV seyrediyor, uyanıyorsunuz,
"Ders çalış" diyorsunuz fakat bir türlü dinlemiyor.
En son seferinde yine duymazlıktan geldi.
Öfkeye kapılıp çocuğunuza bağırmaktan, isim takmaktan
sonradan pişman olacağınız sözler sarf etmekten ve cezalar
vermekten uzak durun.
Eğer tartışıyorsanız, çok öfkelendiğinizi belirtin
ve sakinleşmek için yalnız kalmak istediğinizi söyleyin.
Sakinleşince durumu tekrar gözden geçirin. O sizi çok
sinirlendiren olayın aslında o kadar da büyük olmadığını
göreceksiniz ve daha mantıklı çözümler üretebileceksiniz.
Unutmayın; sizin davranışlarınız çocuğunuza örnek oluşturmaktadır.
Koşulsuz
Sevgi Gösterin
Her ne yapmış ya da yapıyor olursa olsun o sizin çocuğunuz.
Çocuğunuza onu çok sevdiğinizi ve ne yaparsa yapsın
daima yanında olduğunuzu hissettirin.
Yaptırım uyguladığınız onun hatalı davranışıdır, kişiliği
değil; bunu çocuğunuzun hissetmesini sağlamalısınız.
Siz ona köstek olmak, her yapmak istediğini engellemek
için değil, onu yaptığı iyi şeylerde desteklemek ve
daima yanında olmak için varsınız.
Başkalarıyla
Kıyaslamayın
"Bak gördün mü? Ayten Hn. 'm oğlu deneme sınavında
birinci olmuş! Ya sen? Sen yüksek bir puan bile alamadın."
gibi kıyaslardan özellikle kaçının.
Aile içerisindeki kardeşleri de birbirleri ile kıyaslamayın.
Özellikle ders notları her şey demek değildir, bugün
zayıf aldıysa, yarın yüksek bir not alma şansı her zaman
vardır.
Çocuğunuzun tek rakibi vardır, o da kendisi. Eğer bugün,
dünden daha büyük bir başarı içerisindeyse, bunu büyük
bir sevinçle destekleyin ki, yarın çocuğunuz daha do
büyük başarılara imzasını atabilsin.
Çocuğunuzu
Dinleyin
Derslerini, arkadaşlarını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini,
umutlarını, hayallerini dinleyin.
Onu dinlerken, sadece onunla meşgul olduğunuzu hissettirin.
Başka herhangi bir şeyle uğraşmayın. Söz kontağı kurarak
dinleyin ve kendini istediği kadar ifade etmesine olanak
sağlayın.
Sadece dinleyerek, aranızdaki yakınlığın arttığını
göreceksiniz.
Özellikle de stres yaşadığı bu dönemde çocuğunuzun
birileri tarafından dinlenmeye normalden daha fazla
ihtiyacı olacaktır.
Etkili İletişim Kullanın
- Çocuğunuzla konuşurken;
- Sürekli öğüt vermekten
- Emir vermekten
- Anlattıkları ve sorunlarıyla alay etmekten, hafife
almaktan
- Nutuk çekmekten
- Ahlak dersi vermekten
- Tehdit etmekten
- Onun yerine çözümler bulmaktan
- Suçlama ve eleştiri getirmekten
- Sürekli övmekten
- Ya da hemen tanı koyup etiketlemekten
- Sürekli sorular yöneltmekten
- "Aldırma!"," Boş ver!" gibi
sözler sarf etmekten kaçının.
Çocuğunuzun yaptığı bir davranışa kızdığınız zaman
bunu ona saldırılar yönelterek çözümleyemezsiniz. Saldırı
sadece karşı tarafın savunmaya geçmesine sebep olur.
Bunun yerine; sizi kızdıran olayı, sizin üzerinizdeki
somut etkisini ve duygularınızı ona ifade edin.
Örneğin; "Müziğin sesini kıs dedim sana!!"
diye bağırmak yerine "Müziğin sesi çok açık olduğu
zaman başım ağrıyor ve bu da beni kızdırıyor."
Size bir şeyler anlattığı zaman, onu dinleyin ve uygun
iletiler göndererek, devam etmesi için teşvik edin "Anlıyorum"
"Hı, hı" gibi ifadeleri kullanın.
Size söylediklerini ona geri yansıtın, hem doğru algılayıp
algılamadığınızı fark edersiniz, - Çünkü kimi zaman
yanlış algılayabiliriz.- hem de çocuğunuz dinlenildiğini
hisseder.
Bırakın, Yapsın!
İletişim kurarken kendi çözüm önerilerinizi çocuğunuza
kabul ettirmeye çalışmak yerine, sorunlarına kendisinin
çözümler bulabilmesi için onu her açıdan teşvik edin.
Ve bırakın karar verdiği çözümü uygulasın.
Amacınız bağımsız ve yaratıcı bireyler yetiştirmek
olmalıdır. Her zaman onların yanında olamayız. Kendi
başlarına ayakta durmayı öğrenmeliler ki; daha sonra
zorluk çekmesinler.
Yalan Söylemeyin
Söylediğiniz yalan bir gün mutlaka ortaya çıkacaktır.
Bu da çocuğunuzun en güvendiği insanlara yani siz ebeveynlerin
olan güvenini sarsacaktır. Onu size ve hayata karşı
küstürecektir. Bu yüzden her ne sebeple olursa olsun
geçmişle, bugünle, kişiliğinizle vb. ilgili yalan söylemeyin
ve yalan vaadlerde bulunmayın. " Okul bitince sana
alacağım." Gibi yapılmayacak hayali vaadlerden
kaçının. Bu hem çocuğu hayal kırıklığına uğratır hem
de her başarısında hediye bekleyen bir kimse haline
gelmesine yol açar.
Çocuğunuzla Savaşmayın!
Herhangi bir olay karşısında, çocuğunuzla inatlaşmaym.
Bu hiçbir kavgada galip olmanıza yol açmaz. Kısa vadede
kazanabilirsiniz ancak uzun vadede kaybedersiniz. Amacınız;
onu kırmak pahasına her istediğinizi yaptırmak olursa,
aranızda sağlıklı bir iletişim kalmaz.
Örneğin; sürekli olarak "Dersine git, ders çalış,
ders çalış..." dediğiniz halde çocuğunuz sizi dinlemiyor
diyelim. Siz de son olarak ona bağırıyor ve zorla derse
yolluyorsunuz. Evet, bu savaşı siz kazandınız. O kaybetti.
Ama hem odasına gittiğinde büyük bir ihtimalle ders
çalışmayacak hem de size karşı olan duygularında sanki
onun düşmanıymışsınız gibi öfkelenecektir.
Bunu yapmak yerine etkili iletişim kullanın, durumu,
sizde yarattığı etkiyi ve duygularınızı ona ifade edin.
Sonuçta, siz onun için endişeleniyor ve onun iyiliğini
istiyorsunuz.
Birbirinize karşı taraflar olmadığınızı, aynı tarafta
olduğunuzu hissettirin ve onu da, sizi de mutlu edebilecek
ortak kararlar alabilmek için harekete geçin;
- Durumu ifade edin,
- Fikrini sorun. "Sence her ikimizi de mutlu
edecek, nasıl bir çözüm bulabiliriz?"
- Fikirlerini küçümsemeyin ve daha yaratıcı fikirler
için destekleyin
- Birlikte tüm önerilerin olumlu ve olumsuz yanlarını
tartışın
- Birlikte karar verin
- Birlikte uygulayın
Çocuğunuzun Sizin Duygu ve Düşüncelerinizi Bildiğini
Varsaymayın
Çoğu zaman, karşımızdaki ile iletişime girdiğimizde
bu hataya düşeriz. Kırgınlığımızı veya diğer duygularımızı
karşı tarafın bildiğini VARSAYARIZ! Oysa iletişimin
en doğru yolu, duygularınızı ve düşüncelerinizi olduğu
gibi açıkça ifade etmektir. Neler oldu, ne hissettiniz?
Sizin çok kızdığınız bir şeyi karşı taraf fark etmemiş
olabilir. Unutmayalım; olaylar karşısında hepimiz farklı
şeyler düşünürüz.
Oyuncağı bozulan bir çocuk için bu, dünyadaki en kötü
olaydır. Sizin içinse o kadar önemli olmayabilir.
Bu yüzden her durumda çocuğumuza da kendimizi ifade
etmeliyiz. Duygularımızı söylemeliyiz. Anne babalar
da üzgün, kırgın, yorgun olabilirler. Mühim olan bunu
uygun bir dille ifade etmektir. Ayrıca sizin de kendisi
gibi olduğunuzu gören çocuğunuz size daha çok yaklaşacaktır.
"Ama Neden? Neden? " Sorularının Bir Cevabı
Olmalı
Hiçbir kuralın sebebi " Çünkü ben öyle istiyorum."
veya "İste! Öyle olması gerekiyor." olamaz.
Size hiç istemediğiniz bir şeyi yaptırmaya kalkıp, "Ben
öyle istiyorum." deseler, herhalde bu duruma itiraz
edersiniz.
Çocuklarımızsa ergenlik gibi bir dönemden geçiyorlar.
Bu noktada zaten çabuk öfkelenip, isyan ediyorlar. Evdeki
her kuralın mutlaka mantıklı bir sebebi vardır ve olmalıdır.
Eğer hiçbir nedeni yokmuş gibi görünüyorsa, o kuralı
yeniden inceleyin ve gerekiyorsa kaldırın.
Yaptığımı Değil, Dediğimi Yap!
Eski anılarınızı, okuldan nasıl kaçtığınızı, nasıl
ders çalışmadığınız halde hep iyi notlar aldığınızı,
hatta belki okulda sigara içerken yakalandığınızı, arkadaşlarınıza
gülerek anlatırken,, salonu sigaradan duman altı olmuş
bir hale getirirken, sinirlenince bir şeyleri atıp kırarken
l değil 2 kere düşünmelisiniz.
Çocuğunuz hoşnutlukla anlattığınız anılarınızı duyup
etkilenebilir. Unutmayın; çocukların kişilik gelişiminde
öğrenmenin bir yolu da "Model alma"dır ve
çocuklar Ik önce anne babalarını model alırlar.
Hareketlerinizle de örnek olmaya çalışın.
Kendinize Ait Sorunlarınızı, Çocuğunuza Doğru Bir
Şekilde Yansıtmaya Çalışın
Mümkünse çocukların önünde ve yüksek sesle tartışmayın.
Sorunlarınızı onlara uygun bir dille anlatın fakat onları
da problemin içine çekmemelisiniz. Küçük bir anlaşmazlıkta
bile " Aylin gel buraya! Dinle bakalım baban mı
haklı ben mi?" şeklinde hakemlik yaptırmak, onu
taraf tutmaya zorlamak yanlıştır.
Ancak hiçbir şeyden çocukları haberdar etmemek de yanlıştır.
Bu durumda çocuk evdeki gerginliği fark eder ve başka
sebepler arayabilir hatta kendinde bir hata olduğunu
düşünebilir.
Çocuğum dışarıda ya kötü alışkanlıklar, kötü arkadaşlar
edinirse!!
Onunla iyi bir iletişim kurun. Sorunlarını dinleyin,
çözümler üretmesini destekleyin. Pek çok şeyi sizinle
paylaştıklarını göreceksiniz.
Bu durumda edinilebilecek kötü alışkanlıkları ve arkadaşları
fark etmeniz çok çabuk olacaktır.
Ailesinden yeterli sevgi ve ilgiyi gören, sosyal bir
çocuk diğer yollara başvurma ihtiyacı hissetmeyecektir.
Sınav Her Şey Değildir!
Sınav çocuğunuz için önemlidir. İyi bir okula giren
çocuğunuzun, gelecekte de en iyi üniversitelerden birini
kazanması muhtemeldir.
Ancak bu yüzden, onu derslere boğmak, her yere kendiniz
götürmek, sürekli "Çalış, çalış, çalış" demek,
bunalmasına ve bir süre sonra her şeyi reddetmesine
sebep olur.
Sınavı kazanamayabilir. Bu her şeyin sonu demek değildir.
Çocuğunuz sınavı kazanamadı diye, hiçbir üniversiteye
girmeyecek diye bir şey yoktur. Ayrıca bu başarısız
olduğu ve hep de öyle olacağı anlamına gelmemektedir.
Kazansa da kazanmasa da onu
hep seveceğinizi çocuğunuza hissettirin.
Bu Hazırlık Sürecinde Bana Düşen Nedir?
Ona anlayışla yaklaşmak
Sürekli aynı şeyleri yinelememek
- Sabırlı olmak
- Çalışabileceği rahat ortamı hazırlamak
- İlgili davranmak fakat aşırı ilgiyle üzerine düşmemek
- Ne olursa olsun,onu sevdiğinizi göstermek
- Aldığı kararlara saygı göstermek
- Her zaman destek olmak
- İyi bir iletişim içerisinde olmaktır.
Kaynakça
- Dönmezer, İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim.
Sistem Yayıncılık İstanbul,1999.
- Yavuzer, Haluk. Çocuk Psikolojisi.Remzi Kitabevi.
İstanbul.
- Yavuzer, Haluk. Çocuk Eğitimi El Kitabı. Remzi
Kitabevi. İstanbul.
- Yavuzer, Haluk. Ana-Baba ve Çocuk. Remzi Kitabevi.
İstanbul.
|